57. Alay ve 57. Alay Şehitliği

57. Alay ve 57. Alay Şehitliği
28 Aralık 2013 tarihinde eklendi, 14.131 kez okundu.

57. Alay,  57. Alay Şehitliği ve 19. Tümen  konulu bu makalemizde 57. Piyade Alayı’nın Çanakkale Savaşı öncesi, Çanakkale Savaşı, Çanakkale Savaşı Sonrası ve 57. Alay Şehitliği hakkındaki araştırmamızı sizlerle paylaşacağız.

57. Piyade Alayı

Çanakkale Savaşı Öncesi 57. Alay

Çanakkale Savaşı öncesi 57. Alay’ın herhangi bir savaş tecrübesi bulunmamaktadır. Bunun başlıca nedeni bağlı olduğu 19. Tümen’in 1. Dünya Savaşı için kurulmuş bir askeri birlik olmasından kaynaklanmaktadır.

19. Tümen ve 57. Alay’ın Kuruluşu

Haziran 1914’te I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle birlikte ilan edilen seferberlik dâhilinde asker toplamaya başlanır. Cumhuriyet sonrası Tekirdağ ismini alan Tekfurdağı da asker toplama noktalarından bir tanesidir. Ağustos 1914’ten Ekim 1914’e kadar asker toplama işlemleri devam eder. Toplama ve kayıt işlemleri tamamlandıktan sonra ise birlik oluşturma süreci başlatılır. 1 Ocak 1915 tarihinde ise 19. Fırka (Piyade Tümeni) resmen birlik statüsünü kazanır ve komutanlığına ise Trablusgarp ve Bingazi muharebelerinde adını sıkça duyuran Kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal (Atatürk) atanır. 19. Fırka Kurmay Başkanlığına ise Mehmet Hulusi Bey’in atandığı bildirilmiştir. Birlik mevcudiyetindeki 57. 58. Ve 59. Alay ile birlikte 19. Tümen 6. Kolordu’ya bağlanır. 9 Şubat 1915’te 19. Tümen Çanakkale’ye sevk edilir ancak 58. Ve 59. Alaylar 6. Kolordu bünyesinde kalır. Alay sayısı eksilen 19. Tümen’i takviye amacıyla 72. ve 77. Alaylar takviye edilir.

6 Nisan 1915’te Mirliva Esat Paşa komutasındaki 3. Kolorduya bağlanır. 5. Ordu komutanı Liman von Sanders’in emri ile 5. Ordu ihtiyat yani yedek birlikleri olarak Mydos (Eceabat) bölgesine konuşlandırıldı. 19. Tümen 8 Ağustos 1915’te Mustafa Kemal Anafartalar Grup Komutanlığı’na atanınca komuta Mehmet Şefik Bey’e devredilir. 19. Tümen Çanakkale Savaşı sonrasında değişik cephelerde görev aldı. Megiddo Muharebesi (Nablus Hezimeti) sırasında Milaray Sami Sabit (Karaman) komutasında, Milaray Rüştü (Sakarya) komutasındaki 16. Fırka ile birlikte Gustav von Oppen’in Alman Asya Kolordusu’na bağlı olarak savaştı ve imha edildi.

25 Nisan 1915 Çıkarmalar – Arıburnu

57. Alay bağlı olduğu birlik 19. Tümen ile birlikte 26 Mart 1915’te Bigalı Köyü’ne sevk edilmiştir. 24 Nisan 1915’e kadar civar bölgede tatbikatlar yapılmış ve birlikler bizzat tümen komutanı Mustafa Kemal tarafından eğitime tabi tutulmuştur. Nisan ayının ilk haftasında, tam tarihi belli olmamakla birlikte, 19. Tümen bölgeden alınmak istenmiş ancak Mustafa Kemal’in 5. Ordu Komutanı Liman von Sanders ile bire bir görüşmesi ve görüşlerini bildirmesi sonucunda vazgeçilmiştir. 25 Nisan sabaha karşı gerçekleştirilen çıkarma harekâtında önemli bir rol oynamakla birlikte ilk cephe deneyimini gerçekleştirmiştir. 57. Alay savaşa intikal ettiği anda 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey’in emri tarihe damgasını vurmuştur. “Ben size taarruzu emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar kaim olabileceklerdir.” Bu başlangıç 57.Alay’ı dünyanın en kahraman alayı olarak tarih sahnesindeki yerine ulaştıracaktı.

27. Alay’ın 2. Taburu, daha sonra Anzac adını alacak koyun içinde bulunduğu bölgeyi savunmakla görevliydi. Bu tabura bağlı 3 bölük savunma görevinde iken 4. Bölüğü ise ihtiyat olarak daha geride tutulmaktaydı. Bu tabur 1912 yılından beri yarımadadaki görev yerinde aylarca mevzilenmiş ve burada muharebe ve savunma sitemi hakkında yeterli tatbikatı yapmıştı. 2. Tabur komutanı Binbaşı İsmet’ti.  Bölgeyi savunmakla görevli 27. Alay’ın 3. Tabur komutanı ise Trablusgarp ve Balkan savaşlarında görev yapmış, görevi esnasında gözünden yara aldığı için Kör Halis lakabını almış Binbaşı Halis’ti. Bölgeyi savunmakla görevli 27. Alay komutanı ise Yarbay Mehmet Şefik’ti.  Bölgenin hemen kuzeyinde ise 5. Ordu ihtiyatı olarak bekletilen Yarbay Mustafa Kemal komutasındaki 19. Tümen bulunmaktaydı. Şubat ayı itibari ile bölgedeki tüm birlikler olası düşman işgaline karşı alarma geçirildi. Şubat 1915’te Kavaktepe Ateş Planı Tatbikatı yapıldı. Böylelikle 19. Tümen ile 27. Piyade alayı arasında düzenli bir irtibat ve işbirliği sağlandı.

25 Nisan 1915 günü saat 02.30’da İngiliz birliklerinin denizdeki hareketliliğinin bir çıkarma harekâtı hazırlığı olduğu bilgisi 8. Bölük tarafından III. Kolordu’ya bildirildi. Saat 04.20’de karaya yönelen çıkarma botlarına piyade silahlarıyla ateşe başlandı. Kısa bir süre içerisinde etkin topçu atışının da başlaması, muhtemelen 77mm kalibreye sahip topların birkaç bota tam isabet atışlarda bulunması Anzac birliklerini Kavaktepe yerine Anzac Koyu olarak adlandırılan daha güvenli sahile çıkarma yapmaya yönlendirdi.  Avustralyalılar saat 05.00 itibari ile karaya ayak basmaya başladılar. 27. Alay Komutanı Yarbay Mehmet Şefik çıkarma birliğindeki asker sayısının çok yüksek olduğunu ve takviye birliklerin gerektiği yönündeki raporunu 9. Tümen Komutanı Albay Halil Sami’ye gönderdi. Albay Halil Sami’nin savunmaya katkı sağladığı en büyük unsur ise 27. Alay’a gönderdiği emir raporunun birer örneğini de III. Kolorduya ve 19. Tümen’ e göndermesiydi. Bu eylem doğrultusunda gerekli emir eline ulaşmadan Yarbay Mustafa Kemal, komutasındaki 19. Tümeni zaman kaybetmeden bölgeye sevk edebildi. Bölgeye ulaşması için gönderilen emirler teslim edildiğinde zaten 19. Tümen emredilen bölgeye konuşlanmış durumdaydı. Saat 05.30’da hazır ol emrini birliğine veren Mustafa Kemal, saat 07.30’da 19. Tümen’i harekete geçirdi. 27. Alay öncü birlikleri Yarbay Mehmet Şefik Komutasında saat 09.00 sularında Kavaktepe’ye ulaştı. Mustafa Kemal ise 09.40’da süvari birliği ve kurmay subayıyla Conk Bayırı’na ulaşmıştı. Kavaktepe istikametine ilerleyen Mustafa Kemal bu esnada geri çekilen ve sayısı oldukça azalmış öncü birliklerine süngü taktırarak yere yatırdı. Türk askerlerinin süngü takıp yere yattığını gören Anzac birlikleri ise tepe arkasında takviye birlikler olduğunu düşünerek yere yattılar. İşte o an çok önemli bir dönüm noktası olmuştur. Eğer Anzac birlikleri yere yatmamış olsalar kendilerine engel teşkil edebilecek bir asker varlığı söz konusu değildi. Bu süre zarfında 57. Alay’ın bölgeye ulaşması için gerekli zaman kazanılmış ve birlik savunma bölgesine ulaşmıştır. Yarbay Mehmet Şefik’ten gelen rapor ile düşmanın 2000 metrelik bir sahile yayıldığı öğrenilir. Ayrıca raporunda Yarbay Mehmet Şefik birlikte hareket edebilmek için gerekli bilgilerin kendisine ulaştırılmasını talep eder. Mustafa Kemal gönderdiği haberde düşmanın sol kanadını kendisinin alacağını ve 2 Tabur ile taarruza geçeceğini belirterek, kendisinden düşmanın sağ kanadını kapatmasını ister. Karşılıklı haberleşme ve birlikte hareket sayesinde saat 11.30 da 27. Alay Kanlısırt Merkezli, 57. Alay Conkbayırı’ndan güney yönüne karşı taarruz başlar. Her ne kadar dört Türk taburuna karşılık sekiz Avustralya taburu olsa da; Mustafa Kemal’in 77.Alay’ı 27.Alay sol kanadına, 72. Alay’ı da kendi sağ kanadına yerleştirmesiyle Avustralya birlikleri yarım daire içerisine alınarak güçlü bir savunma hattı oluşturulur. Türk birlikleri arasındaki dayanışma ve birlikte hareket etme başarısı Avustralya birliklerinin ilerleyişini ve muharebe düzenini tamamen dağıtır. Bu esnada 9. Tümen Komutanı Albay Halil Sami Seddülbahir bölgesine daha vakıf olabilmek için 27. Alay’ı 19. Tümen Komutasına verdi. Böylelikle çıkarma karşısındaki Türk birlikleri arasında muazzam bir bağlantı sistemi oluştu. Saat 12.50’de Anzac karargâhına gelen bir rapor birliklerin çok kötü durumda olduğu ve dayanamayacak duruma geldikleri yönündeydi. Saat 15.30 itibari ile Türk taarruzları hız kazanmıştı. Anzac birliklerinin karaya 20.000 askeri çıkarmış olmalarına rağmen akşam saatleri itibari ile Korgeneral William Birdwood’un Ian Hamilton’a gönderdiği rapor şaşkınlık yarattı. Gönderilen raporda birliklerin dayanamayacak halde olduğu ve acilen tahliye gerektiği yazıyordu. Ancak Hamilton gönderdiği emirde Anzac birliklerinin siper kazmalarını ve yerinde kalmalarını emretti. Ve böylelikle çıkarma tamamlanıp kara savaşları başlamış oldu.

27 Nisan ve 1 Mayıs Arı Burnu Taarruzları

Anzac birliklerinin bölgeye iyice konuşlanmaları ve siperlerimizi ele geçirmeleri büyük bir tehlike idi. 5. Ordu birlikleri tam anlamıyla Arıburnu bölgesinde hâkimiyeti sağlayamamıştı. Çıkarma günü Mustafa Kemal önderliğindeki taarruzlar düşmanı bozguna uğratmış olsa da takviyelerle birlikte İtilaf birlikleri sayısı artmış ve bölge tehlikeli bir hal almıştı. Düşmanın ilerlemesini önlemek ve bölgeye tam anlamıyla hakim olabilmek için, aynı zamanda kesin ve güvenli bir savunma hattı oluşturabilmek adına, 27 Nisan ilki, 1 Mayıs ikincisi olmak üzere büyük çaplı iki ana taarruz gerçekleştirildi. Bu iki taarruz esnasında da 57. Alay asıl birlik vasfıyla yer aldı. 25. Alay’ın tam anlamıyla piyade alayı olmaması, 77. Alay’ın ise güvensiz ve yedek birlik olması nedeniyle sıcak cephe hattında en fazla görevi üstlenen birlik 57. Alay olmuştur.

19 Mayıs Büyük Taarruz

13 Mayıs günü Enver Paşa, 2. ve 12. Piyade Tümenlerinden oluşan güçlü takviyelerin 5. Ordu’ya gönderildiği haberini verdi. Gönderilen mesajda 2. Piyade Tümeninin başkentteki 1. Kolorduya bağlı olduğu, kıdemli ve çok iyi eğitimli seçkin askerlerden oluştuğu yazıyordu. Komutanı ise ünlü özel kuvvetler komutanı Süleyman Askeri’nin kardeşi Hasan Askeri idi. Ayrıca Enver Paşa’nın mesajında topçu ve mühimmat desteğinin hızlandırılacağı sözü de yer almaktaydı. Bu bilgi üzerine Esat Paşa, Liman von Sanders’e bir taarruz planı sundu. Esat Paşa’ya göre düşman kuvvetlerini Seddülbahir hattına kaydırmış ve Arıburnu Hattı’nda zayıf kuvvetler bırakmıştı. Esat Paşa’ya göre yüksek sayıda asker ile yapılacak toplu bir taarruz düşmanı tamamen bölgeden temizleyecekti. Taarruz için yeni gelecek takviye birlikler ile birlikte 120mm ve 210mm topçu birliklerinin emrine verilmesini istedi. Takviye birlikler 11 Mayıs’ta İstanbul’dan yola çıkarak iki gün sonra bölgeye ulaştı. 14 Mayıs’ta Kuzey Gurubu emrine verildi. Birlik komutanları 17 Mayıs günü Esat Paşa’nın karargâhında taarruz hakkında bilgi ve gerekli emirleri almak üzere toplandı. Aslında büyük çaplı bir taarruz fikri 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal’e aitti. Deniz hattında yaşanan gelişmeler; düşman torpido gemileri ve nakliye gemilerinin geri püskürtülmesi; Türk Ordusu’ndaki morali çok yükseltmişti. Mustafa Kemal yeterli sayıda birlik ile yapılacak taarruz iyi planlanır ise düşman hatlarının yarılabileceğini düşünmekteydi. Bu fikrini Esat Paşa’ya iletmişti. Esat Paşa ise Mustafa Kemal’den aldığı taarruz fikrini tamamen değiştirerek kendi planını uygulamakta kararlıydı. Esat Paşa karargâhında yapılan görüşmelerden ve hazırlıklardan sonra taarruz tarihi olarak 19 Mayıs günü saat 03.30 belirlendi. Plana göre 17 Mayıs günü hazırlıklar tamamlanacak, görev dağılımları yapılacaktı. 18 Mayıs günü ise birlikler güneşin batışıyla birlikte taarruz konuşlanmasını gerçekleştireceklerdi. Esat Paşa karargâhını Kemal Yeri’ne taşıdı ve hazırlıkların tamamlanması emrini verdi. 19 Mayıs sabahı yapılacak taarruz için resmi emir 18 Mayıs 20.00’da yayınlandı.  Plan doğrultusunda birlik düzeni şu şekildeydi:

19. Tümen ( 10.966 Piyade )       – Kuzey Hattı ( Kılıç Bayırı )

5.   Tümen ( 6.000 Piyade  )         – Merkez Hat ( Bomba Sırtı )

2.   Tümen ( 10.946 Piyade )        – Merkez Hat ( Kırmızı Sırt – Kanlı Sırt )

16. Tümen ( 13.400 Piyade )       – Güney Hattı ( Kanlı Sırt – Adana Bayırı )

77. Alay      ( 800     Piyade  )         – Kabatepe Hattı ( Güney Kanat Desteği )

Genel Toplam : 42.112 Piyade

Esat Paşa’ya göre taarruz ile birlikte %30 kayıpla 6,5 saat içerinde ANZAC Kıyıbaşı temizlenmiş olacaktı. Mustafa Kemal 19. Tümen’i mevkiine yerleştirdi. 64. Alay’ı sağ kanada, muharip 57. Alay’ı sol kanada yerleştirirken 72. Alayı ise ihtiyat olarak geride bıraktı. Amacı kritik bir durum oluşur ise muharebenin seyrine göre cepheye sürmekti. 5. Tümen komutanı Hasan Basri; 13. Alay, 14. Alay ve 15. Alay’dan oluşan birliklerinin tümünü muharebe için hazırladı. Bir an önce yapılacak kuvvetli bir hücumun erken başarı getireceğine inanmaktaydı. 2. Piyade Tümeni komutanı Hasan Askeri ise tüm birliklerine hazır ol emri vermiş ve hücum ile birlikte trompetlerin çalınmasını ve Vatan Marşı’nın söylenmesini emretmişti. 16. Piyade Tümeni komutanı Albay Rüştü ise 47. ve 48. Alayları cepheye hazırlamış 125. Alay’ı da ihtiyat olarak tutmak üzere geride bırakmıştı.  Muharebeye katılacak tüm birliklere sırt çantalarının ve ağır teçhizatların geride bırakılması emri verildi. Topçu birliklerine ise taarruz esnasında düşman kuvvetlerinin cepheyi takviye etmesini önlemek için Anzac siperlerinin geri hattını ateşe tutarak ihtiyat birliklerini hedef alması emredildi.

18 Mayıs günü ANZAC siperlerine yapılan ağır topçu atışı ve uçakların keşif uçuşunda gördüğü hareketlilik itilaf birliklerinin 19 Mayıs günü saat 03.00’da tam olarak hazır olmasını beraberinde getirdi. Çok fazla beklemeden 30 dk içerisinde Türk Taarruzu başladı. Kuzeyden ilerleyen Mustafa Kemal komutasındaki 57. Alay öndeki Anzac siperlerini ele geçirmeyi başardı. Hasan Basri komutasındaki 5. Tümen birlikleri şiddetli hücuma geçerek bir süre ilerlemiş olsalar da birlikler arasındaki idari kopukluk ve yardımlaşma yetersizliği nedeniyle çok kısa süre içerisinde ağır kayba uğradı. Marşlar eşliğinde hücuma kalkan 2. Tümen ise gece karanlığında makinalı tüfek atışlarının bir anda üstüne çevrilmesiyle birlikle adeta bozguna uğradı. Hasan Askeri’nin yoğun bir çabayla bir araya getirebildiği kalan kuvvetleriyle 04.30 da yaptığı ikinci taarruz dalgası yine hüsran ile sonuçlandı. Hasan Askeri’nin 05.10’da Esat Paşa’ya gönderdiği raporda elindeki tüm birlikleri ihtiyatlar dahil olmak üzere kaybettiği yazmaktaydı.  Albay Rüştü komutasındaki 16. Piyade Tümeni tıpkı 19. Tümen gibi sessiz sedasız hareket etmesiyle bölgesinde başarıya ulaşmıştı. Saat 05.00’da 16. Tümen birlikleri ön Anzac siperlerini ele geçirmişti. Kuzeyde ise 19. Tümen hatlarından 07.00, 07.30, 09.30 ve 10.00 ‘da gelen haberler umut verici idi. Saatler 15.30’u gösterdiğinde 19. Tümen ele geçirdiği siperleri tutmayı başarmıştı. Saat 10.00’a kadar devam eden taarruz Esat Paşa tarafından durdurulmak zorunda kaldı. Kuzeyde ve güneyde gelen başarıya rağmen merkez hattın bozguna uğrayıp aşırı kayıplar vermesi taarruzun başarısızlığa uğramasına neden oldu.

Taarruz Sonrası Zayiatlar :

19. Tümen          – 1.094

5.  Tümen           – 2.471

2.  Tümen           – 4.267

16. Tümen          – 1.508

77. Alay                – 144

Kayıp – Esir         – 486

Toplam: 9.970

Böyle bir asker sayısı ve gücüne rağmen taarruzun başarısızlığa uğraması her iki taraf açısından da şaşkınlık yaratmıştır. Esat Paşa hücum için gerekli topçu desteğini sağlayamamıştır. Birliklerin sevk edilirken gizlilik esas alınmayıp düşman uçaklarına ifşa edilmesi, birliklerin dar bir alana çok sıkı bir düzende yerleştirilmeleri, gece yarısı baskın taarruzu olması gerekirken marşlar eşliğinde taarruz edilmesi, tümen komutanlarının başlarına buyruk hareket etmesi, birlikler arasında kopuklukların olması, merkez hattının çok çabuk dağılmasına sebep olmuş, taarruzun başarısızlık ve ağır kayıpla sonuçlanmasını beraberinde getirmiştir.

6-10 Ağustos Muharebeleri

Ağustos 1915 tarihine kadar istediğini bir türlü alamayan İtilaf birlikleri tüm cephe hattında geniş ve güçlü bir taarruza karar verirler. Mevcut Seddülbahir ve Arıburnu cepheleri takviye edilerek burada güçlü bir taarruz yapılacak ve asıl plan olan Anafartalar Harekâtının üstünü örteceklerdi.  Anafartalar harekâtında asıl amaç bir türlü ele geçmeyen Conkbayırı ve Kocaçimentepe hattının arkasından dolanarak direnci kırıp Osmanlı ordusu içerisindeki bağlantıyı koparmaktır. Plan dâhilinde Anzac Kolordusu’nun ileri harekâtını desteklemek için takviye kıtalar aktarılır. Daha önce Seddülbahir Cephesi’ne çıkartılmış olan 13. İngiliz Tümeni ve Hint Tugayı ile Gökçeada’da beklemekte olan 10. İngiliz Tümeni’nden bir tabur Arıburnu Cephesi’ne aktarıldı. Bu takviyenin toplam silahlı mevcudu 17.000’dir. Takviyelerin karaya çıkartılmasından önce Anzak Kolordusu’nun mevcudu 20.000 idi. Eklenecek 17.000 kişinin gizlenebilmesi için günler öncesinden gizli korunaklar, depolar ve bağlantı tünelleri kazılmıştır. Takviye kuvvetler, 3 Ağustos akşamından başlanarak son üç gece içinde sahile çıkartılmıştır. Takviyelerin gerçekleştirilmesi ile birlikte 6 Ağustos 1915 itibari ile en güneyde günümüzdeki Mehmetçiğe Saygı Anıtı, en kuzeyde Kocaçimen Tepe olmak üzere yoğun bir harekât başlar. 57. Alay komutanı Hüseyin Avni Bey ile birlikte Mustafa Kemal Bey’in emrinde Conkbayırı savunmasında görev alır. Bu harekât esnasında Anafartalar sahillerine çıkarma başarılı olsa ve cephe oraya sıçrasa da 9 Ağustos itibariyle karşı taarruza döner ve savaşın seyri Conkbayırı’nda değişir. Conkbayırı hattında Anzac birliklerinin bozguna uğratılması düşmanın umudunu kırar. Osmanlı askeri yaklaşan bayram öncesi Türk Milletine büyük bir ödül verir. Ne yazık ki bayramın 1. gününde yani 13 Ağustos 1915’te çadırına top mermisi düşmesi sonucunda Hüseyin Avni Bey şehit olur. Hüseyin Avni Bey’in yerine ise Bnb. Murat Bey getirilir. Çanakkale Savaşı sonuna dek bölük ve tabur bazında değişik bölgelerde görevlendirilmeler olsa da 57. Alay Conkbayırı hattının ana savunma birliği olarak yerinde kalır.

Çanakkale Savaşı Sonrası

Çanakkale Savaşı esnasında 57. Alay sancağının Avustralya ve Yeni Zelanda birlikleri tarafından ele geçirildiği ve bu ülkelere götürülerek müzelerde sergilendiğine dair epey iddia atılmıştır. Ancak yapılan tüm araştırma ve diplomatik yazışmalarda böyle bir olayın gerçekleşmediği ve herhangi bir müzede 57. Alay sancağının sergilenmediği devletlerarası resmiyet kazanmıştır. 57. Alay ile ilgili bir diğer iddia ise 57. Alay birliklerinin Çanakkale Savaşı esnasında tamamen şehit olup hiçbir askerinin kalmadığına yöneliktir. Ancak kati askeri kurallar ve resmi kayıtlar bunu kesinlikle reddetmektedir. Her birliğin yapısına göre birer mevcudiyet sayısı vardır. Her ülke askeri yapısına göre değişmekle birlikte askeri birlikler belirli bir yüzde ile kayba uğradığında takviye edilirler. Bu tip durumlarda sadece ihtiyat yani takviye birlikleri tamamen kaldırılır. Ancak savaş başında ihtiyat birliği olmasına rağmen 19. Tümen savaş içerisinde asli savunma birliği olarak atanmış ve savaş sonuna kadar yerini korumuştur. Bu nedenlerle 57. Alay’ın Çanakkale Savaşı içerisinde tamamen yok olması söz konusu değildir. Sıcak muharebe hattındaki görevi gereği kayıp sayısı oldukça yüksektir.

57. Alay’ın Çanakkale Savaşı sonrası da var olduğu Osmanlı kaynaklarında var olmuş ve yazılı olarak resmiyet kazanmıştır. Osmanlı yazılı arşivine göre; “30 Kasım 1915’te Sultan V. Reşat’ın iradesiyle altın, gümüş imtiyaz ve harp madalyaları verilmesine karar verilmiş ve 25 Nisan 1916 tarihinde İstanbul – Şile arasında bulunan Çelebi Köyü’nün kuzeydoğusunda toplanan Alay’ın sancağına törenle takılmıştır.”

57. Alay, Çanakkale Cephesi ardından, önce Galiçya Cephesi’ne gönderilmiş, ardından bağlı olduğu 19’uncu Tümen ile birlikte Filistin Cephesi’ne intikal etmiştir. “19’uncu tümen 23 Eylül 1918 tarihinde İngilizler’e esir düşmüştür. 57. Alay’ın da 29 Temmuz 1917 – 23 Eylül 1918 tarihleri arasında Filistin Cephesi’nde birçok muharebeye katıldığı, son olarak Nablus Meydan Muharebesi’nde mevcudunun hemen hemen dörtte üçünden fazlasını kaybettiği ve daha sonra muharebe gücünü yitirerek İngilizlere esir düştüğü tespit edilmiştir.” Yapılan tespitler sonrasında Osmanlı Kaynaklarında yer alan ifade neticesinde 57. Alay’ın Alay Sancağını düşman eline teslim etmektense yakıp imha ettiği belirtilmiştir. 57. Alay’ın devam etmemesinin resmi ve en kuvvetli kaynağı ise bu kayıtlar olarak belirtilmektedir.

57. Alay Şehitliği

Kabatepe-Conkbayırı yolu üzerinde Kırmızı Sırt’ı geçtikten sonra, Kılıç Bayırı’nın güneyinde, Bomba Sırtı’nın kuzeyindedir. Yabancılar burada yaşanan olaylar nedeniyle bölgeye Chess Board yani satranç tahtası adını vermişlerdir. Bölgede ilk olarak Cumhuriyet döneminde bir şehitlik yapılmıştır. Ancak hangi tarihte ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Mevcut şehitlik yerine, 1992 yılında mimar Nejat Dinçel tarafından tasarlanan sembolik şehitlik inşa edilmiştir. Sembolik olmasının sebebi ise savaş esnasında şehitlerimizin dere yataklarına toplu olarak defnedilmiş olmasıdır. Bunlardan 3 tanesi günümüzde ziyarete açılmış olmakla birlikte isimleri; Çatal Dere Şehitliği, Karayörük Dere Şehitliği ve 57. Alay Şehitliği’nin hemen yanındaki Kesik Dere Şehitliğidir. Yarbay Hüseyin Avni Bey’in kabri ise Çatal Dere Vadisi içerisindeki Çatal Dere Şehitliğindedir. Şehitliğin inşası esnasında yan yana iki iskelet bulunmuştur. Yanlarında bulunan künyelerden, birinin 57. Alay, 6. Bölük Komutanı Üsteğmen Mustafa Asım Bey’e diğerinin de Yüzbaşı Woister’e ait olduğu tespit edilmiştir. Bu iskeletler şehitliğin kuzey ucunda bulunan anıtın hemen ön kısmına, ilk bulundukları yere gömülmüştür. 25 Temmuz 1994’te bölgedeki yangında hasar görmüş ve Kasım 1994’te restore edilerek tekrar ziyarete açılmıştır. Opet’in Tarihe Saygı Projesi kapsamında 2011 yılında yeni bir mimari proje hazırlanmış ve uygulanmıştır. Yeni mimari yapısı bir öncekine göre değişiklik göstermekle birlikte en önemli iki değişimden birisi hemen girişinde sol tarafa 10 Eylül 1994’te 108 yaşında vefat eden son Çanakkale gazisi Hüseyin Kaçmaz’ın bronz heykeli ilave edilmiş ve Mustafa Asım Bey ile Yüzbaşı Woister’e ait kabirler kaldırılarak başka bir yere defnedilmiştir.

KAYNAKÇA:

Genel Kurmay Başkanlığı ATASE Arşivi/I. Cihan Harbi / Çanakkale Cephesi

Milliyet Gazetesi Haber Arşivi /02 Mayıs 2005 / 57. Alay Yok Olmamış

Edward J. ERICKSON / Marine Corps University/ Gelibolu Harekatı

ARAŞTIRMA:

Yurtsev YARICI

 

Etiketler:

57. Alay ve 57. Alay Şehitliği Konusuna 1 Yorum Yapıldı
  1. Aslan dedi ki:

    Allah razı olsun Atalarımız onca zor koşula rağmen cepheden cepheye koşmuşlar. Ömürleri cephede geçmiş. Onlar sayesinde bugün rahatça yaşayabiliyoruz.

Sayfa başına git