Atatürk’ün Hayatının En Uzun Günü

Atatürk’ün Hayatının En Uzun Günü
19 Kasım 2015 tarihinde eklendi, 4.446 kez okundu.

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Çanakkale Savaşı esnasında ” Hayatımın en uzun günü.” dediği 26 Nisan 1915 tarihi.

Atatürk’ün Hayatının En Uzun Günü

Çanakkale Savaşının şüphesiz en büyük kahramanı Mustafa Kemal ATATÜRK‘tür. Çanakkale Savaşında yer alan Atatürk neden 26 Nisan 1915 için hayatımın en uzun günü dedi ? Bu yazımızda sizlerle o gün yaşananları ve neden en uzun gün olduğunu anlamaya çalışacağız.

Atatürk’ün 13 yılı Osmanlı Ordusu‘nda asker olarak geçti. Atatürk‘ün Osmanlı Ordusu’nda 1905 ve 1918 yılları arasında, askeri okul sonrası yer aldığı sekiz önemli cephe var.

İşte Atatürk’ün katılmış olduğu savaşlar;

Atatürk’ün Savaş Kronolojisi

31 Mart Vakası
Mustafa Kemal Atatürk, öncelikle 3. Ordu’ya bağlı Selanik Redif Fırkası’nın Kurmay Başkanı olan Mustafa Kemal 31 Mart vakası nedeniyle İstanbul’daki isyanı bastırmak amacıyla görevlendirilir ve bu isyan başarılı bir şekilde bastırılır.

Arnavutluk İsyanı
15 Ocak 1911 tarihinde cereyan eden Arnavutluk İsyanı nedeniyle İsyanı bastırmak üzere görevlendirilen Harbiye Nazırı Mahmut Şevket komutasındaki kuvvet içerisinde yer almış ve isyan 1 ay içerisinde bastırılmıştır.

Trablusgarp Savaşı
1911 ve 1912 tarihleri arasında bu günkü Libya topraklarının bir bölümünü ifade eden Trablusgarp bölgesinde cereyan eden isyanları ve İtalyan işgalini bastırmak amacıyla görevinden azlini isteyerek bölgeye gitmek istediğini bildirir. İzin alındıktan sonra bölgede yerel halkı isyancı ve işgalci kuvvetlere karşı örgütler ve bu örgütlenen yerel kuvvetler ile beraber cephelerde çatışmaları yönetir ve katılır. Ancak hem arkadaşları, hem emri altındaki gönüllü yerel savaşçılar hemde kendisinin bütün gayretlerine rağmen bölge toprakları düşman kuvvetlerinin eline geçmiştir.

Balkan Savaşları (İkinci Balkan Savaşı)
1912 ve 1913 yıllarıdan Balkan Savaşları adı verilen Birinci ve İkinci Balkan savaşları meydana gelir. Birinci Balkan Savaşları’na katılamayan Mustafa Kemal İkinci Balkan Savaşlarına Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanlığı görevine getirilerek katılmış ve Birinci Balkan Savaşında kaybedilen bir kısım toprakların alınmasını sağlayan kuvvetlerden birisi olmuştur.

Çanakkale Savaşları
Conkbayırı Taaruzu :Liman von Sanders komutasında altındaki 19. Tümen’in başında olan Mustafa Kemal, İngiliz kuvvetlerini Conkbayırı’nda sıkıştırarak Taaruz başlatmış ve İngiliz kuvvetlerini başarılı bir şekilde püskürtmüştür. Ancak boş durmayan düşman kuvvetleri bölgeye çıkarma yapmaya devam etmiş ancak Mustafa Kemal komutasındaki kuvvetler düşmana ağır zayiatlar vererek başarılı bir şekilde görevlerini yerine getirmişlerdir. Elde edilen bu başarı üzerine Mustafa Kemal 1 Haziran 1915 tarihinde Miralaylığa yani Albay rütbesine yükseltilir.

Arıburnu ve Seddülbahir Savunması :Düşman kuvvetleri asla vaz geçmeyecektir. Emellerine ulaşmak için bu seferde 6 ve 7 Ağustos l915 günlerinde tekrar çıkarma yaptılar fakat Mustafa Kemal’in aldığı önlemler neticesinde bu çıkarmalarda kısa sürede püskürtüldü.

Birinci Anafartalar Zaferi :8 Ağustos 1915 tarihinde Anafartalar Grup Komutanlığı görevine getirilen Albay Mustafa Kemal ertesi gün iş başına koyulur ve çıkarma yapan düşman kuvvetlerinin ilerlemesini önleyerek geldikleri yere geri göndermiş fakat durmayarak Conkbayırı bölgesine komutasındaki askerler ile tekrar giderek 10 Ağustos 1915 sabahı kıyıdaki kuvvetlere taaruz başlatılmış ve Anafartalar bölgesi kati süretle kontrol altına alınmıştır.

İkinci Anafartalar Zaferi :İngiltere komutasındaki düşman askerleri son bir umutla tekrar çıkarma yapmayı deneyecekler ve ilerlemeye çalışacaklardır. Bölgede üç komutan ve bu üç komutanın emri altında bulunan askerlerin verdikleri mücadele ve azmin neticesinde düşman kuvvetleri ülke bölge topraklarında bir daha gelmemek üzere kovulmuştur. Bu üç komutan, Esat Paşa, Vehip Paşa ve Mustafa Kemal Paşa’dır.

Kafkasya Cephesi (Doğu Cephesi)
Bitlis ve Muş Topraklarının Kurtarılması :11 Mart 1916 tarihinde Kolordu Komutanı olarak Diyarbakır-Muş-Bitlis cephelerinin komutanı olarak tayin edildi. 1 Nisan 1916’da Tuğgeneralliğe yükseltildi ve hemen ardından işgal altındaki Bitlis ve Muş topraklarına taaruz başlattı şiddetli çatışmaların ardından 8 Ağustos 1916 akşamı Bitlis, 14 Mayıs 1917 tarihinde de Muş düşman işgalinden kurtulmuştur.

Sina ve Filistin Cepheleri
Yıldırım Orduları Grubu Komutanı General Liman von Sanders’in emrindeki 7. Ordu komutasına atanmıştır. Ayrıca Padişah’ın Onursal Yaveri ünvanıda kendisine yani Mustafa Kemal‘e layık görülmüşütür. Ancak düşman kuvvetleri olan İtilaf kuvvetleri 3 komuta altında toplanan Yıldırım Orduları’na ağır zahiyatlar vermiş ve bölgedeki Osmanlı hakimiyeti son bulmak zorunda kalmıştır. Alınan yenilgiler üzerine Mustafa Kemal İstanbul’a telgraf çekerek antlaşma yapılması ister ve ardından Mondros Mütarekesi yani barış antlaşması imzalanır.

Kurtuluş Savaşı
Sakarya Meydan Muharebesi : 1921 4 Ağustos günü Millet Meclisi’nin kararıyla Başkomutanlığa getirilen Mustafa Kemal, kısa sürede orduyu toparlamış ve ihtiyaçlarının karşılanması için gereken tüm emirleri ülke geneline iletmiştir. Tüm bunlar yaşanırken düşman Yunan ordusu ilerlemeye devam ediyordu, Sakarya Nehri kıyılarına kadar gelmişti. Artık düşmana dur demenin vakti gelmişti. Başkomutan Mustafa Kemal komutasındaki ordu önce savunmaya sonrada karşı taarruza geçmiş ve düşman Sakarya’dan kovulmuştur. Mustafa Kemal bizzat cephede, ateş hattında yer almış ve emirleri buralardan vermiştir.

Büyük Taaruz (Başkomutanlık Meydan Muharebesi) : Düşman Yunan ordusu tüm planlardan habersiz Türk ordusunun artık daha fazla gücü kalmadığı düşüncesinde idi. Ancak durum böyle değildi. Yunan ordusu yeni bir taaruz hazırlığı içine girmiş, ancak Türk tarafında herşey uygulamaya kalmıştı. Ve Mustafa Kemal‘in başkomutanlığındaki Fevzi Paşa ve İnönü Paşa emrindeki ordular karşı taarruza geçtiler. Sık ve çetin çatışmaların ardından düşman artık kıyı şeridinde evlerine dönmeyi bekleyen yolcular misali bekliyorlardı. Büyük destanların ardı ardına yazıldığı bu çatışmalarda Sakarya Meydan Savaşı‘nda olduğu gibi Mustafa Kemal emirlerini bizzat cepheden vermiştir.

Peki 25/26 Nisan 1915’te Çanakkale‘de neler olmuştu ? Biraz inceleyelim;

Çanakkale 25-26 Nisan 1915

25 Nisan: Çıkarmanın hız kazanması, Arıburnu’nun güneyindeki koy üzerine yeni birliklerin gelmesi, ikinci hücum dalgasının karaya çıkmaya başlaması, Avustralya Tugayının 9, 10, 11, ve 12. Taburlarının Arıburnu’na yerleşmesi.

Tümen Komutanı Mustafa Kemal’in, Esat Paşa’ya telefonla, ‘’ Düşman Arıburnu ile Kabatepe arasında birçok savaş ve taşıt gemileri ile yanaşarak çıkarma harekâtına girişmiş ve şimdi Arıburnu’na bir kısım kuvvet çıkardığı öğrenilmiştir.’’ şeklinde bilgi verilmesi.

Arıburnu’na çıkan Anzak Tugayı ile kanlı çarpışmaların olması. İtilaf Kuvvetleri, örtme ve koruma kuvvetlerinin tamamen sahile çıkarılması.

Tümen Komutanının 19. Tümen Komutanına şu raporunun ulaşması; ‘’ Düşmanın Arıburnu ile Kabatepe arasına birçok harp gemisi ve nakil aracıyla yaklaşarak çıkarma teşebbüsüne başladığı ve şimdi Arıburnu’na asker çıkardığı haber alındı. Bilgi için tebliğ olunur.’’

Conkbayırı’nda Türklerin karşı taarruza geçmesi, Avustralyalılarla Yeni Zelandalıların geri püskürtülmeleri.

Saat 21.30: Albay Heatcoat Grant ve General Paris’in, Saros Körfezi içinde deniz tugayıyla gösteri harekatına devam etmeleri ve uzun bir bombardımandan sonra, hava kararmadan biraz önce sahte bir çıkarma faaliyatine başlaması, harekatın Bolayır’da değil, Saros adasının kuzeyinde, Karaçalı köyü civarındaki üç sahil noktasına karşı yapılması, filikaların üzerlerine bir tek kurşun atılmadan ve fark edilecek bir harekata sebep olmadan sahil açığında kalmaları ve sonra gemilere alınmaları.

Saat 23.00: General Birdwood’un bütün askerlerini geri çekme isteği üzerine, General Ian Hamilton’un Arıburnu cephesine gelerek, komutanlar toplantısında geri çekilmeyi reddetmesi.

25/26 Nisan Gecesi: 19. Tümenin başlattığı gece taarruzunda, kuzey ve Kanlısırt dolaylarında bazı mevzii başarılar kazanılmasına rağmen, 77. Alayın başarısız hareketleri nedeniyle istenilen sonucun alınamaması;

Seddülbahir’de bulunan 26. Alayın 3.Taburunun iki bölükle takviye edilerek süngü hücumu düzenlemesi, takviye birliklerin araziyi tanımadıkları için bu hareketin de etkisiz kalması, 19. Tümenin zor bir durumda kalması.

26 Nisan: 19. Tümen emrine verilen 33. Alayın Bigalı’ya gitmek üzere yola çıkması.

28 Nisan:  19. Tümen Komutanlığı emrine giren 64. Alayın, sabah gün doğarken Kocadere batısına ulaşması. Kraliyet Deniz Piyade Tümeninden dört piyade taburlu bir tugayın, Anzak birliklerini takviye için, Arıburnu’na çıkarılması.

Atatürk’ün Hayatının En Uzun Günü

Aslında farklı kaynaklarda bu söz farklı kullanılmış. Bazı kaynaklarda “ En kritik gün.” bazı kaynaklarda ise “En uzun gün.” olarak geçiyor. Her ikisi de aslında yerinde kullanılmış sayılabilir.

Yukarıda yaptığımız açıklamalardan yola çıkarak;

Mustafa Kemal ATATÜRK uzun yıllar savaşlarda fiili olarak yer almış. Yer aldığı savaşlar ise Türk tarihinde önemli yere sahipler. Fakat 26 Nisan 1915‘in ayrı bir önemi var.

Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerimizi başka kuvvetler ve komutanlar alabilecektir.

Aslında aradığımız cevap bu soruda gizli. ” Yerimizi başka kuvvetler ve komutanlar alabilecektir.

Bilindiği üzere 25 Nisan 1915 itibariyle düşman kara birlikleri Gelibolu Yarımadası‘na çıkarmaya başlar. Kara harekatı öncesi tedbirler alınırken asıl çıkarmanın Kabatepe ve Saroz Körfezi kıyılarına ve geniş sahillerine yapılacağı tahmin edilmektedir. Bu nedenle de Osmanlı 5. Ordu yani asıl birlikler Gelibolu Bolayır mevkinde konuşlandırılmıştır. 25 Nisan 1915‘te ise bu bölgeye sadece gösteri çıkarması yapılmıştır. Gösteri çıkarması esnasında ise birlikleri meşgul etmek ve orada tutmak amacıyla yoğun bir deniz topçu bombardımanı yapılmıştır.

Mustafa Kemal ATATÜRK komutasındaki 19. Tümen bir ihtiyat tümenidir. Yani hazır durumdaki yedek birliktir. 5. Ordu ihtiyat birliği olan 19. Tümen Bigalı Köyü‘nde bekler durumdaydı. Fakat Arıburnu sahillerine yapılan çıkarma harekatının yanıltma değil asıl çıkarma olduğu anlaşılınca bölgeye gönderilmişti.

Bölgedeki çatışmalarda Anzac Kolordusu’na karşı 27. Alay ile birlikte görev aldı. 25 Nisan 1915 öğleden sonra ise üstünlük sağlandı. Fakat düşman askeri sayısı sürekli artmakta idi. Düşman sayısının artmasına karşı birliklerimizde şehit ve yaralı sayısı da sürekli artmaktaydı. Destek birliği gerekliydi. 5. Ordu Bolayır’da idi ve neredeyse bir günlük yürüyüş mesafesi vardı. Yürüyüş mesafesi haricinde asker gelir gelmez yorgun bir şekilde cepheye sürülemezdi. Kaldı ki 19. Tümen askeri de yorgun ve bitik durumdaydı.

Düşman sayısının artması ve taarruzların yoğunlaşması 19. Tümen‘i zor durumda bırakıyordu. Elindeki mevcut imkanlar ile düşmanın durdurulup durdurulamayacağı, destek birliklerinin zamanında yetişip yetişemeyeceği, sürekli yoğunlaşan ve genişleyen düşman taarruzları Mustafa Kemal ATATÜRK‘e hayatının en uzun ve kritik gününü 26 Nisan 1915‘te yaşatmıştır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git