Conkbayırı Muharebeleri ve Anıtları: Atatürk’ün saatinin parçalandığı yerde, Gelibolu’da Çanakkale Savaşı’ndaki önemi ve tarihi rehberi keşfedin.
Conkbayırı Nerede? Adı Nereden Geliyor ve Ne Anlama Gelir?
Gelibolu Yarımadası‘nın batı sahil şeridinde stratejik bir konumda yer alan Conkbayırı; kıyı kesimindeki Kabatepe ile Suvla Koyu (Anafartalar) arasında, kara hattında ise 261 Rakımlı Tepe ile Besim Tepe sırtlarının birleştiği noktada yükselir. Çanakkale Savaşları boyunca kuzey hattının en kritik ve en hakim noktası olma özelliğini taşıyan bu tepe, bölgeye tam hakimiyet sağladığı için savaşın kaderini tayin eden en önemli mevkilerden biri olmuştur.
Conkbayırı’nın coğrafi konumu ve teknik verileri ise şöyledir: Bölge, 40.251884 enlem ve 26.308167 boylam koordinatlarında, Çanakkale iline bağlı Eceabat ilçesi sınırları içerisindedir. Deniz seviyesinden yüksekliği (rakımı) tam olarak 268 metredir. Bölgeyi ziyaret edecekler için Conkbayırı GPS koordinatları ise 40° 15´ 6.7824″ ve 26° 18´ 29.4012″ şeklindedir.
Conkbayırı zirvesine ulaşıp yüzünüzü güneye çevirdiğinizde, Gelibolu Tarihi Alanı‘nın muazzam panoramasına şahitlik edersiniz. Sağ tarafınızda masmavi Ege Denizi, sol tarafınızda ise Marmara Denizi ve Çanakkale şehir merkezi tüm netliğiyle ayaklarınızın altına serilir. Günümüzde 261 Rakımlı Tepe üzerindeki ağaçlandırma faaliyetleri ve Conkbayırı Anıtları için yapılan çevre düzenlemeleri görüş açısını yer yer kısıtlasa da, tepenin neden savaşın en stratejik noktası olduğu bu manzaradan açıkça anlaşılmaktadır.
Adının Kökeni, Tarihsel Anlatılar ve Etimolojik Köken
Çanakkale Savaşları‘nın en kritik noktalarından biri olan bu tepenin isimlendirilmesi hakkında günümüzde farklı görüşler mevcuttur. Gelibolu Tarihi üzerine yapılan araştırmalarda öne çıkan 4 temel anlatıyı sizler için analiz ettik:
1. Resmi Belgeler ve Atatürk Arşivi Tezi: Birçok akademik makale ve yayında bu bölgenin isminin Osmanlı Devleti döneminden beri Conkbayırı olduğu iddia edilmektedir. Ancak, Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından yayımlanan ve “Çanakkale Muharebeleri ve Kurtuluş Savaşı’na Ait Atatürk Belgeleri” başlığıyla sunulan orijinal transkripsiyonlarda bu isme doğrudan rastlanmamaktadır. MSB Atatürk Belgeleri incelendiğinde, isimlendirme konusundaki bu boşluk dikkat çekicidir.
2. Anzac Kaynakları ve “Chunuk Bair” Dönüşümü: 8 Ağustos 1915 tarihinde gerçekleşen şiddetli Anzak taarruzları sırasında 268 rakımlı tepe müttefik birliklerce kısa süreliğine ele geçirilmiştir. Tepeden gece saatlerinde Çanakkale şehir ışıklarını gören Anzac askerleri buraya “Chunuk Bair” (Çanak Bayırı) ismini vermişlerdir. Bölgedeki “Shrapnel Valley” isminin Şarapnel Vadisi olarak Türkçeleşmesi gibi, bu ismin de zamanla Conkbayırı formuna evrildiği düşünülmektedir. Ayrıca bu ismin, muharebe yoğunluğu nedeniyle “Cenk Bayırı” ifadesinden türediğine dair halk inanışları da mevcuttur.
3. Yerel Tapu Kayıtları ve Conkoğulları Ailesi: Bölgedeki yerel anlatılar ve eski tapu kayıtları, ismin kökenini çok daha eskilere dayandırır. Bu teze göre mevkii ismi, bölgede arazi sahibi olan veya yaşayan “Conkoğulları” gibi köklü bir aile isminden ve bu ailenin arazi tapularından gelmektedir. Bu anlatı, ismin askeri bir terimden ziyade sosyal bir mülkiyet geçmişi olduğunu savunur.
4. Asya Kökenli Denizcilik Terimi ve Panorama: Oldukça ilginç bir diğer iddia ise “Conk” kelimesinin Asya kökenli bir denizci terimi (Junk tipi gemiler) olduğudur. Conkbayırı, coğrafi yapısı gereği hem Ege Denizi’ni hem de Marmara Denizi’ni aynı anda gören, Gelibolu Yarımadası‘nın en hakim panoramasına sahip noktasıdır. Bu çift taraflı deniz manzarası nedeniyle bölgeye eski denizciler tarafından bu ismin verilmiş olabileceği ihtimali üzerinde durulmaktadır.

Conkbayırı Atatürk Anıtı
10 Ağustos 1915 sabahı o meşhur süngü taarruzunu elindeki kırbacıyla bizzat en önde yöneten Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal anısına 1994 yılında inşa edilmiştir. Bronzdan yapılan bu devasa heykel, Türk askerinin sarsılmaz iradesini ve bağımsızlık ruhunu simgelerken, aynı zamanda ziyaretçilere savaşın seyrinin değiştiği o tarihi anın heyecanını yaşatmaktadır.

Saatin Parçalandığı Nokta
10 Ağustos muharebelerinin en şiddetli anında, havada uçuşan bir şarapnel parçasının tam kalbinin üzerine, Mustafa Kemal’in göğüs saatine isabet ettiği o mucizevi noktadır. Saatin parçalanmasıyla büyük bir komutanın hayatının kurtulduğu ve bir anlamda Türk milletinin kaderinin değiştiği bu yer, Conkbayırı’nı ziyaret edenlerin duygusal olarak en çok etkilendiği durakların başında gelir.

Üsteğmen Nazif Çakmak Şehitliği
9. Tümen’e bağlı 64. Piyade Alayı’nda bölük komutanı olarak görev yapan ve Mareşal Fevzi Çakmak’ın öz kardeşi olan kahraman subayımız Üsteğmen Nazif Çakmak’ın ebedi istirahatgahıdır. 8 Ağustos 1915 günü Yeni Zelanda kuvvetlerinin başlattığı şiddetli taarruzlara karşı Conkbayırı zirvesini kahramanca savunurken ön saflarda şehit düşmüştür.

Yeni Zelanda Ulusal Anıtı
Bölgede yer alan en büyük yabancı anıt olma özelliğini taşıyan Yeni Zelanda Ulusal Anıtı, özellikle 7-10 Ağustos tarihlerindeki kanlı çarpışmalarda hayatını kaybeden ancak mezarı bulunamayan 850 Yeni Zelandalı askerin hatırasını yaşatmak için dikilmiştir. Sütun şeklindeki bu heybetli anıt, her yıl 25 Nisan Anzak Günü anma törenlerinin en önemli merkezlerinden biridir.

Conkbayırı Anzac Mezarlığı
Savaşın en acımasız günlerinde hayatını kaybeden ve bizzat Türk askeri tarafından tepenin doğu yamaçlarına toplu olarak defnedilen Anzak askerleri için savaş sonrasında oluşturulmuş tarihi bir mezarlıktır. Conkbayırı Mezarlığı içerisinde, kimliği sonradan tespit edilebilmiş 850 Yeni Zelanda askeri ile birlikte 1 Gurka askerinin de ismi hüzünlü bir savaş hatırası olarak anılmaktadır.

Atatürk’ün Gözetleme Yeri
10 Ağustos süngü taarruzu ile Conkbayırı düşmandan temizlendikten sonra, Albay Mustafa Kemal’in kuzeybatı yönünden Anafartalar Ovası’nı ve düşman hareketliliğini günlerce izlediği kritik siperdir. Bölgeye tam hakim olan bu nokta, büyük komutanın savaşın stratejisini nasıl bir askeri dehayla kurguladığını anlamak isteyen ziyaretçiler için aslına uygun olarak restore edilmiştir.

Zirvedeki Türk Siperleri
Conkbayırı zirvesini bir örümcek ağı gibi saran bu tarihi Türk siperleri, vatan savunmasının en somut ve sarsılmaz izleridir. 1915 yılında Mehmetçik’in düşmanla burun buruna, yer yer 8-10 metrelik mesafelerde göğüs göğüse çarpıştığı bu mevziler, “Çanakkale Geçilmez” destanının yazıldığı asıl yerdir. Günümüzde aslına uygun olarak restore edilen bu siper hatları, ziyaretçilere bir asır önceki o amansız direnişin ruhunu ve stratejik zorluklarını en çıplak haliyle hissettirmektedir.
Atatürk’ün Saatinin Parçalandığı O Tarihi An
Muharebe tüm şiddetiyle sürerken, Çanakkale Savaşları sonucunda Türk milletinin gönlüne taht kuracak olan Mustafa Kemal ATATÜRK, ölümün eşiğinden dönecekti. Yaşanan o mucizevi olayı, taarruz esnasında hemen yanında bulunan 64. Alay Komutanı Yarbay Servet Bey bize şu şekilde anlatır:
“Süngü hücumu sırasında Conkbayırı tepesinde Mustafa Kemal’in yanındaydım. Düşmanın şiddetli topçu ateşi başladıktan sonra elini birden göğsüne götürdüğünü gördüm. Heyecanımı sezen o metin asker, parmağını ağzına götürerek ve başını kaşlarını yukarıya kaldırarak bana sessiz olmamı işaret etti.”
Mustafa Kemal’in göğsüne isabet eden şarapnel parçası, O’nun tam kalbinin üzerinde bulunan ceb saatine çarpmıştı. Saat parçalanmış ve göğsünde sadece küçük bir morluk oluşmuştu. İşte parçalanan bu saat, Mustafa Kemal’i Türk milletine bahşetmiştir.
Taarruz saat 12.15’te bizzat Mustafa Kemal tarafından durdurulur. Akşama doğru Kurmay Başkanı ile birlikte 5. Ordu Komutanı Liman von Sanders’in yanına giderek başarılı saldırı hakkında bilgi verir. Muharebe esnasında göğsüne bir şarapnel parçasının çarptığını ve şarapnelin saatine isabet ederek hayatını kurtardığını söyler. Parçalanan saati ise o günkü başarının hatırası olarak Liman von Sanders’e hediye eder. Liman Paşa da buna karşılık olarak Mustafa Kemal’e kendi altın saatini hediye etmiştir.
10 Ağustos 1915 günü yapılan Conkbayırı Türk saldırısı, düşman askerlerinin Conkbayırı’nı ele geçirme ümidini kursağında bırakmıştır. Ayrıca Mustafa Kemal’in ne denli dahi ve cesur bir komutan olduğunu tarihe tekrardan altın harflerle kazımıştır.
Conkbayırı Yol Tarifi ve Harita Bilgisi
Nasıl Gidilir?
- 📍 Konum: Gelibolu Yarımadası’nın en yüksek sırt hattında, Atatürk Anıtı ve Yeni Zelanda Anıtı’nın bulunduğu tepededir.
- 🚗 Araç: Eceabat’tan kuzeye yönelip Kabatepe Tanıtma Merkezi yolundan devam ederek yaklaşık 25 dakikalık (18 km) sürüşle ulaşılır.
- 🧗 Yol Durumu: Bölgeye çıkan yollar dik ve virajlıdır; ancak tüm yol boyunca eşsiz Arıburnu ve Anafartalar manzarası size eşlik eder.
- ⚓ Önemli: Conkbayırı açık bir müze niteliğindedir. Orijinal siper hatlarını ve mermi izlerini yerinde görmek için araçtan inip kısa yürüyüşler yapılması önerilir.
Siperlerin Kalbi: Conkbayırı’nı Uzman Rehberlerle Keşfedin
Atatürk’ün saatinin parçalandığı, süngü hücumunun yaşandığı Conkbayırı’nın her karışını ve muharebe tarihi gerçeklikleriyle, profesyonel bir ekiple gezmek ister misiniz?
Conkbayırı Muharebeleri
İtilaf Devletleri 25 Nisan 1915 tarihinde Gelibolu Yarımadası’na güneyde 5 ayrı koya, kuzeyde ise Anzak Koyu‘na çıkarma yapmıştır. Arıburnu bölgesine Avustralya ve Yeni Zelanda Birlikleri (ANZAC) çıkarma yapmış, direnişle karşılaşınca iki ayrı kol olarak ilerlemeye çalışmışlardır. Avustralya birlikleri Kanlı Sırt, Kırmızı Sırt istikametinden ilerlerken; Yeni Zelanda birlikleri ise Şahin Sırtı ve Ağıl Dere istikametinden Conkbayırı ve Kocaçimen Tepe hattını ele geçirmeye çalışmıştır.
Aylarca kilitlenen cepheyi açmak için Müttefik kuvvetleri, Sarı Bayır Harekâtı adını verdikleri büyük bir çevirme planını devreye soktu. Plana göre sağ taarruz kolu komutanı General F.E. Johnston, 7 Ağustos 1915 sabahı Şahin Sırtı üzerinden Conkbayırı’na taarruz edecek ve tepeyi gün doğmadan (03:30 dolaylarında) işgal edecekti. Ancak Yayla Tepe’deki Osmanlı direnmesi ve gece karanlığında bir taburun yolunu kaybederek buluşma noktasına ulaşamaması harekatı geciktirdi.
7 Ağustos 1915: İlk Temas ve Albay Kannengiesser
Gece boyu işitilen silah sesleri Osmanlı karargahlarını alarma geçirmişti. Kuzey Grup Komutanı Esat Paşa, elindeki tek ihtiyat tümeni olan 9. Tümen komutanı Albay Hans Kannengiesser’e Conkbayırı’na hareket emri verdi. Albay Kannengiesser, 7 Ağustos sabahı saat 06:00 dolaylarında kendi birliklerinden önce tepeye ulaştığında, Suvla koyundaki çıkartmayı gördü.
Saat 07:00 sularında sırta doğru ilerleyen bir düşman keşif koluna, tepedeki tek kuvvet olan yirmi erata ateş açma emri verdi. Çıkan çatışmada keşif kolu çekilirken Albay Kannengiesser göğsünden yaralandı. Kısa süre sonra Mustafa Kemal Bey’in gönderdiği iki alay savunmaya katıldı ve saat 08:00’de 25. Alay siperlere girdi.
Saat 09:00’da Birleşik Donanma’nın yoğun topçu ateşi Conkbayırı’nı bir buçuk saat boyunca hallaç pamuğu gibi attı. Saat 10:30’da General Johnston’ın birlikleri taarruza kalktı ancak yoğun ateş altında 250 erat ve subayını kaybederek geri çekilmek zorunda kaldı.
8 Ağustos 1915: Yeni Zelanda Taarruzu
Şahin Tepe üzerinden Conkbayırı’na yapılacak taarruza, Yarbay W.G. Malone komutasında bir Yeni Zelanda ve iki İngiliz taburu katılacaktı. Deniz ve kara topçusunun 1,5 saat süren hazırlık ateşi ardından birlikler saat 05:30’da taarruza geçtiler. İngiliz ve Yeni Zelanda taburları, hazırlık ateşinden korunmak için geri çekilen Osmanlı kuvvetlerinin boşluğundan yararlanarak sırtın güney ucuna ulaştılar.
Ancak müttefik ileri hareketi, Düz Tepe ve Besim Tepe’deki Osmanlı mevzilerinin ağır yan ateşi altında kaldı. İleri sürülen Maori kıtaları tüm birliklerle temasını yitirecek kadar uzağa püskürtüldü. Bu sırada bölgeye henüz yeni atanan ve elinde ihtiyat kuvveti bulunmayan Albay Fevzi Bey, Esat Paşa’dan yardım istedi.
Durumun ciddiyeti üzerine Güney Grup Komutanı Vehip Paşa, Kurmay Albay Ali Rıza (Sedes) Bey komutasındaki 8. Tümeni hızla bölgeye sevk etti. Gün boyu süren topçu atışları ve cephe komutanı Yarbay Cemil Bey‘in emriyle girişilen karşı taarruzlar düşmanı geriletse de sırttan tamamen atamadı. Akşam saat 19:00 dolaylarında bölgeye ulaşan 8. Tümen birlikleri, saat 22:30‘da yeni bir karşı taarruza girişti. Bu şiddetli çarpışmalarda 9. Tümen komutanı Yarbay Hulusi Bey ile 25. Alay komutanı Yarbay Nail Bey yaralandı, İngiliz komutan Yarbay Malone ise vurularak hayatını kaybetti.
Gün sonunda Müttefiklerin üç taburundan birinde sadece iki subay ve 47 er sağ kalabilmiş, diğer iki taburun kaybı ise 766 kişiye ulaşmıştı. Osmanlı birlikleri de donanma topçusunun ağır bombardımanında büyük zayiat vermişti.
9 Ağustos 1915: Ağıldere’de Kaybolan Birlikler
Müttefik Komutanı General Godley, 9 Ağustos sabahı için İngiltere’den gelen “Yeni Ordu” birliklerini sahaya sürmeye karar verdi. Hedef, Conkbayırı zirvesinden Besim Tepe’ye kadar olan sırtları işgal etmekti. Ana taarruz koluna komuta eden General A.H. Baldwin‘in birlikleri, gece yürüyüşü sırasında Ağıldere içlerinde yollarını kaybetti ve saat 05:15’te biten bombardımanın ardından taarruz çıkış hattına ulaşamadı.
Merkez taarruzu başlamayınca sağ ve sol kanatlar kilitlendi. Sadece sol kanattaki Gurka taburu Besim Tepe’ye ulaştı ancak ön siperlere dönen Osmanlı eratının süngü hücumuna uğrayarak 200 kayıpla geri çekilmek zorunda kaldı. Yollarını kaybeden General Baldwin kuvvetleri ise “Çiftlik” adı verilen düzlükte Osmanlı savunmasının ağır ateşi altında kalarak siper kazmaya başladı.
Tam bu saatlerde, harekat daha başlamadan saat 04:30‘da, Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal Atatürk‘ün Suvla Koyu’ndaki İngiliz kuvvetlerine yönelen tarihi taarruzu başlamıştı. Birinci Anafartalar Savaşı olarak bilinen bu büyük taarruz, Conkbayırı ve Besim Tepe’yi hedef alan Müttefik birliklerini hareket edemez duruma getirdi.
10 Ağustos 1915: Çanakkale’nin Kaderini Belirleyen Süngü Taarruzu
I. Anafartalar muharebeleri sonlanır sonlanmaz bölgeye intikal eden Kurmay Albay Mustafa Kemal Bey, 10 Ağustos sabahı saat 04:30’da bölgedeki 8. ve 9. Tümenlerin taarruzunu bizzat yönetmiştir. Mustafa Kemal, geceyi 8. Tümen karargahında geçirerek kurmaylarına taarruzun detaylarını şöyle anlatmıştır:
”Hücum cephesinde 24. Alay’la bazı perakende erlerden bir avcı hattı vardı. Bu hattın düşmana mesafesi azami 20–30 adımdı. İhtiyatta bulunan 24. Alay Conkbayırı’na karşı ve yeni gelmekte olan 28. Alay bunun solunda olarak, Şahinsırt’a karşı karanlıkta fevkalade sükunet ve disiplinle vaziyet alacaktı. Düşmana katiyen tüfek ve tabii ki top ateşi yapılmayacaktı. Erler süngü takacaklardı. Kararlaştırılacak anda harp saf düzenindeki asker hücum yürüyüşüyle düşmana atılacak ve önündeki avcı hattı da ona katılacaktı.”
Askerler silahlarına süngü takmış, sessizlik içinde siperlerinde bekliyordu. Hücum anının yaklaşmasını Albay Mustafa Kemal kendi sözleriyle şöyle aktarır:
“Gün doğmak üzereydi. Çadırımın önüne çıktım. Hücum edecek askeri görüyordum. Gecenin karanlık perdesi tamamen kalkmıştı. Artık hücum anıydı. Saatime baktım. Dört buçuğa geliyordu. Hemen ileri koştum. Tümen Kumandanı’na rastladım. Gayet seri ve kısa bir teftiş yaptım. Önünden geçerek yüksek sesle askerlere selam verdim ve dedim ki:
‘Askerler! Karşımızdaki düşmanı mağlup edeceğimize hiç şüphe yoktur. Fakat siz acele etmeyin. Evvela ben ileri gideyim. Siz, ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birden atılırsınız.’
Ondan sonra hücum safının önünde bir yere kadar gidildi ve oradan kırbacımı havaya kaldırarak hücum işaretimi verdim.”
Kırbacın inmesiyle birlikte fırlayan Mehmetçik, ok gibi siperlerinden çıkarak düşman mevzilerine daldı. Bu benzersiz anı Mustafa Kemal şöyle betimler:
“Süngüleri ve bir ayakları ileri uzatılmış olan askerlerimiz ve onların önünde tabancaları, kılıçları ellerinde subaylarımız, kırbacımın aşağı inmesiyle demirden bir kitle halinde aslanca bir saldırıyla ileri atıldılar. Bir saniye sonra düşman siperleri içinde gökyüzüne yükselen bir sesten başka bir şey işitilmiyordu: Allah, Allah, Allah!…”
Ön siperlerde bulunan düşman askerleri silahlarına dahi davranamadan imha edildi. Sağ kanattan 23. Alay, geriye çekilen Yeni Zelanda ve İngiliz askerlerini Ağıldere’ye kadar kovaladı. Saat 10:00 sularında Ağıldere kesiminde şiddetlenen çarpışmalarda düşman komutanı Tuğgeneral Baldwin ve Kurmay Başkanı hayatını kaybetti. Bu ani ve sarsıcı süngü taarruzu, İtilaf Devletleri’nin Gelibolu’yu aşma hayallerini sonsuza dek Conkbayırı sırtlarına gömmüştür.
Conkbayırı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Conkbayırı hakkında en çok merak edilen soruları ve tarihi gerçekleri bu bölümde kısa ve net şekilde bulabilirsiniz.
Conkbayırı adı nereden gelmektedir?
Conkbayırı isminin kökeni hakkında literatürde öne çıkan üç temel görüş bulunmaktadır. Bunlardan ilki, Anzak askerlerinin bölgeye “Chunuk Bair” (Çanak Bayırı) demesidir. İkinci görüş, Osmanlı dönemine ait tapu kayıtlarında geçen Conkoğulları ailesine dayanmaktadır. Üçüncü görüş ise “Conk” kelimesinin Asya kökenli bir denizcilik terimi olduğudur.
Conkbayırı neden önemlidir?
Conkbayırı, Gelibolu Yarımadası’nın en stratejik yüksek noktalarından biridir. Bu konum, hem Çanakkale Boğazı’nı hem de çıkarma sahillerini kontrol edebilme imkanı sağladığı için Çanakkale Savaşları’nın kaderini belirleyen en kritik bölgelerden biri olmuştur.
Atatürk’ün saati nerede parçalandı?
Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını kurtaran olay, 10 Ağustos 1915 sabahı Conkbayırı’nda gerçekleşmiştir. Taarruz sırasında göğsüne isabet eden bir şarapnel parçası, cebindeki saate çarparak durdurulmuş ve Atatürk’ün hayatı kurtulmuştur.
Conkbayırı’nda hangi anıtlar gezilebilir?
Conkbayırı çevresinde ziyaret edilebilecek başlıca noktalar arasında Atatürk Anıtı, Yeni Zelanda Ulusal Anıtı, Nazif Çakmak Şehitliği, Atatürk’ün Gözetleme Yeri ve günümüze ulaşan Türk siperleri bulunmaktadır.

YURTSEV YARICI
Rehber, Araştırmacı & Yazar
Bu sayfanın içerik üreticisi Yurtsev Yarıcı, Lisanslı Tur Rehberi ve Savaş Tarihi Uzmanı. Tüm Profil →

Conkbayırı, Çanakkale Savaşları’nın en kritik noktalarından biri olarak tarihin akışını değiştiren en önemli mevkidir. Bugün ise ziyaretçilerine hem derin bir tarih bilinci hem de sarsılmaz bir saygı duygusu yaşatmaya devam etmektedir.
