Akbaş Şehitliği ve Anıtı: İstanbul-Eceabat yolu üzerinde yer alan, savaşın en büyük sahra hastanelerinden birinin hüzünlü hikayesi ve kitabesi.
Akbaş Sahra Hastanesi Şehitliği ve Anıtı
İstanbul-Eceabat yolu üzerinde seyahat ederken tarihi yarımadaya girmeden hemen önce sağ tarafta yükselen vakur bir durak sizi karşılar: Akbaş Şehitliği ve Anıtı. Çanakkale Savaşları’nın cephe gerisindeki en büyük lojistik transfer merkezi ve Akbaş Menzil Hastanesi (sahra hastanesi) olan bu tarihi alan, sadece kurşunlarla değil, salgın hastalıklar ve tıbbi imkansızlıklarla mücadele eden yüzlerce isimsiz kahramanımızın ebedi istirahatgahıdır. Savaşın en hüzünlü hatıralarını barındıran Akbaş Şehitliği, arkasında uzanan anlamlı sıhhiye rölyef duvarı ve yürek burkan Halep Vapuru faciası gibi tarihi gerçekleriyle, Çanakkale turlarına başlamadan önce mutlaka ziyaret edilmesi gereken ilk ve en sarsıcı vefa noktalarından biridir.
Çanakkale’nin Lojistik Kalbi: Akbaş Limanı ve Askeri Sevk Üssü
Akbaş mevkisinde Çanakkale Savaşları boyunca kritik bir askeri lojistik ağ kurulmuş ve burada 19. Tümen’in bir seyyar hastanesi bulunmaktaydı. Esas olarak bir “sevk hastanesi” niteliğinde görev yapan bu stratejik mevki üzerinden, özellikle kuzey cephesinde ağır yaralanan askerlerimiz, ön müdahalelerinin ardından Akbaş veya Ağadere Hastanesi’nde müşahede altında tutulurlardı. Burada ilk tedavisi tamamlanan ve cephe gerisinde durumu hâlâ ağır olan yaralılar ise, payitaht İstanbul’da tam teşekküllü birer hastane hâline getirilen Selimiye Kışlası’na veya Galatasaray Sultanisi gibi merkezlere götürülmek üzere Akbaş Limanı üzerinden gemiler vasıtasıyla sevk edilmişlerdir. Müttefiklerin denizaltı taarruzları sırasında batan ya da ağır saldırı altında kalan bu silahsız ve Hilal-i Ahmer bayraklı hastane gemilerindeki şehitler, limanın hemen arkasındaki yamaçlara, yani bugünkü anıt alanına defnedilmişlerdir.
Akbaş Menzil Hastanesi ve Cephe Gerisindeki Sıhhiye Mücadelesi
Savaşın en zorlu şartlarında hizmet veren Akbaş Menzil Hastanesi, sadece cepheden gelen şarapnel veya kurşun yaralarıyla değil, aynı zamanda orduyu tehdit eden **salgın hastalıklarla** da amansız bir mücadele yürütmüştür. Kısıtlı tıbbi imkânlar, yetersiz ilaç stoğu ve zorlu iklim koşulları altında görev yapan fedakâr doktorlar ve sıhhiye erleri, kurulan çadır hastanelerde gece gündüz demeden can kurtarmaya çalışmışlardır. Tifo, dizanteri ve kolera gibi dönemin ölümcül salgınları nedeniyle bu sahra hastanesinde şehadet mertebesine eren yüzlerce vatan evladı, hastane çadırlarının hemen arkasında yer alan toplu mezar hatlarına, yani bugün vakurla ziyaret ettiğimiz Akbaş Şehitliği topraklarına sırlanmışlardır.
En Büyük Cephe Gerisi Trajedisi: Halep Vapuru Faciası
Akbaş Koyu’nun tarihe kazınan en acı günü, 25 Ağustos 1915 tarihinde yaşanan ve uluslararası savaş hukukunu hiçe sayan Halep Vapuru faciası olmuştur. Üzerinde büyük bir Hilal-i Ahmer (Kızılay) bayrağı taşıyan, tamamen silahsız ve içi cepheden tahliye edilen ağır yaralı Türk askerleriyle dolu olan Halep Hastane Gemisi, Akbaş İskelesi’ne yanaşmış sevk işlemlerini yürütürken müttefiklerin İngiliz E-11 denizaltısı tarafından torpillenerek batırılmıştır. İnsani tahliye görevini yürüten bu geminin içinde ve iskele üzerinde çaresizce bekleyen yüzlerce ağır yaralı vatan evladı boğularak veya yanarak şehit düşmüş; bu büyük hastane gemisi faciası neticesinde şehadet mertebesine eren kahramanların naaşları doğrudan bugünkü Akbaş Şehitliği Anıtı sahasına defnedilmiştir.
Akbaş Şehitliği’nin Coğrafi Yapısı ve Mezarlık Alanı
Tarihi yarımadanın doğu sahilinde, boğaza bakan yamaçlarda yer alan Akbaş Şehitliği, Çanakkale Savaşları’nın cephe gerisinde yaşanan en büyük insani dramın ebedi tanığıdır. Günümüzde Kültür Bakanlığı tarafından yapılan çevre düzenlemeleriyle koruma altına alınan bu kutsal alanda, sembolik mezar taşlarının (şahidelerin) yanı sıra, savaş döneminde açılan gerçek toplu mezar hatları bulunmaktadır. Bölgede yapılan asgari tespitlere göre Akbaş Nakliyat Hastanesi ve iskeledeki gemi bombardımanlarında can veren binlerce isimsiz kahramanımızın yanı sıra, memleketin dört bir yanından gelerek Çanakkale’de toprağa düşen yüzlerce resmî kayıtlı şehidimizin de ismi burada pirinç levhalar üzerinde vakurla sergilenmektedir.
Akbaş Hastanesi ve Sıhhiye Rölyef Duvarı
Ziyaretçileri ilk bakışta sarsan en görkemli ve anlamlı bölüm, şüphesiz abidenin hemen arkasında uzanan devasa sıhhiye rölyef duvarı alanıdır. Mermer kaideler üzerinde yükselen bu anıtsal kabartma duvarda, Çanakkale Savaşları’nın cephe gerisinde verilen o insanüstü tıbbi ve lojistik mücadele sanatsal bir dehayla taşlara kazınmıştır. Rölyef üzerinde, cephe hattından sedyelerle sırtlanarak getirilen yaralı Türk askerleri, mermi yağmuru altında onlara siper olan fedakâr doktorlar, hemşireler ve sıhhiye erleri tasvir edilmiştir. Akbaş Şehitliği Anıtı ile bütünleşen bu anlamlı duvar, sadece silahla çarpışanların değil, cephe gerisinde can kurtarmak için kendi canını feda eden kahraman sağlık ordumuzun da aziz hatırasını ölümsüzleştirmektedir. Rölyef üzerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türk Kumandanları kumanda etmesini, Türk askeri ölmesini bildi. Harbi kazanışımızın sırrı bundan ibarettir.”ifadeleri yazılıdır.
Akbaş Şehitliği Anıtı, Kitabeler ve Sembolik Heykeller
Anıt alanının kalbini oluşturan mermer pilonların üzerinde, buradaki trajediyi özetleyen ve pirinç harflerle yazılmış olan **”1915 Çanakkale Savaşlarında, cepheden tahliye edilen yaralı ve hasta askerlerin toplandığı Akbaş Nakliyat Hastanesinde tedavi görmekte iken şehit olan kahramanlar ile müttefik denizaltıları tarafından batırılan hastane gemilerindeki şehitler anısına dikilmiştir”** ifadesi yer alır. Bu ana kitabenin hemen yanında ise, Akbaş Sahra Hastanesi kayıtlarına göre burada yatan ve kimliği tespit edilebilmiş olan 813 resmî kayıtlı şehidimizin isimleri memleketleriyle birlikte pirinç levhalara kazınmıştır. Ancak resmi kayıtların ötesinde, Halep Vapuru faciasında ve salgın hastalıklarda can verenlerle birlikte bu topraklarda binlerse ismi yazılmamış şehidimizin yattığı bilinmektedir.
Anıt kompleksinin girişinde ve rölyef duvarının önünde yer alan sembolik heykeller ise buradaki insani dramı somutlaştırır. Bu heykeller arasında en dikkat çekici olanı, cepheden yeni getirilmiş ağır yaralı bir Türk askerini kucağında taşıyan veya ona siper vaziyette ilk müdahaleyi yapan kahraman sıhhiye eri ve fedakâr doktor tasvirleridir. Yüzlerindeki derin hüzün ve kararlılık ifadesiyle işlenen bu heykeller, arkalarındaki geniş kabartma duvarıyla birleşerek ziyaretçilere Çanakkale’nin sadece kurşunlarla değil, mukaddes bir sağlık mücadelesiyle de kazanıldığını en çıplak haliyle göstermektedir.

İstanbul-Eceabat yolu üzerinde yer alan Akbaş Şehitliği ve Anıtı, Çanakkale Savaşları’nın cephe gerisindeki en büyük sahra hastanesi lojistiğini ve hüzünlü Halep Vapuru trajedisini simgeler. Mermer pilonları, pirinç levhalara kazınmış 813 resmi kayıtlı şehit ismi, sembolik sıhhiye heykelleri ve arkasında uzanan devasa sıhhiye rölyef duvarı ile bu abidevi alan, tarihi yarımadaya girmeden önce ziyaret edilmesi gereken en sarsıcı vefa noktalarındandır.
Çanakkale’nin Hüzünlü Hastane Şehitliği
Akbaş Şehitliği ve Anıtı’nı ziyaret etmeye ve bu kahramanlarımızı rehberimizden dinlemeye ne dersiniz?
Akbaş Şehitliği ve Anıtı Yol Tarifi ve Harita
Nasıl Gidilir?
- 📍 Konum: Gelibolu Yarımadası’nın doğu sahil şeridinde, Çanakkale Boğazı’na bakan stratejik bir noktada, İstanbul-Eceabat yolu üzerinde yer almaktadır.
- 🚗 Araç: Gelibolu yönünden Eceabat’a doğru ilerlerken, ilçe merkezine yaklaşık 12 km (10-12 dakika) mesafede, ana yolun hemen sol tarafında yer alır.
- 🧗 Yol Durumu: Ana hat tamamen asfalt kaplı, çift şeritli konforlu bir yoldur. Şehitlik ve anıt kompleksi yolun hemen kenarında olduğu için ulaşımı son derece zahmetsizdir.
- ⚓ Önemli: Alanın hemen girişinde araçlar ve tur otobüsleri için uygun bir otopark cebi mevcuttur. Yarımada turlarına İstanbul yönünden başlayanlar için ideal bir ilk ziyaret noktasıdır.
Akbaş Şehitliği ve Anıtı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Akbaş Şehitliği ve Anıtı nerede, nasıl gidilir?
Akbaş Şehitliği, Gelibolu Yarımadası’nın doğu sahil şeridinde, İstanbul-Eceabat yolu üzerinde yer alır. Gelibolu yönünden Eceabat ilçe merkezine doğru ilerlerken, Eceabat’a yaklaşık 12 km mesafede ana yolun hemen sol tarafında kalmaktadır. Yol kenarında otopark cebi bulunduğu için şahsi araç ve tur otobüsleriyle ulaşım oldukça kolaydır.
Akbaş Şehitliği’nde kaç kayıtlı şehidimiz vardır?
Menzil hastanesi kayıtlarına göre kimliği ve memleketi tespit edilebilmiş olan 813 resmî kayıtlı şehidimizin ismi anıt alanındaki pirinç levhalar üzerinde sergilenmektedir. Ancak Halep Vapuru faciasında ve salgın hastalıklarda can verenlerle birlikte bu topraklarda binlerce isimsiz kahramanımızın yattığı bilinmektedir.
Akbaş Şehitliği Anıtı’ndaki sıhhiye rölyef duvarı neyi anlatır?
Anıtın arkasında uzanan devasa mermer kabartma duvarda, Çanakkale Savaşları sırasında cephe gerisinde verilen olağanüstü tıbbi mücadele tasvir edilmiştir. Rölyefte, cepheden sedyelerle getirilen yaralı askerler ile bombalar altında can kurtarmak için çalışan fedakâr doktorlar, hemşireler ve sıhhiye erleri canlandırılmaktadır.
Halep Vapuru faciası nedir?
25 Ağustos 1915’te yaşanan, cephe gerisinin en büyük trajedilerinden biridir. Üzerinde Hilal-i Ahmer (Kızılay) bayrağı bulunan ve yaralı tahliyesi yapan silahsız Halep Hastane Gemisi, Akbaş İskelesi’ne yanaşmış durumdayken İngiliz E-11 denizaltısı tarafından torpillenerek batırılmış ve yüzlerce yaralı askerimiz burada şehit düşmüştür.
Akbaş mevkisinin Çanakkale Savaşları’ndaki askeri önemi nedir?
Akbaş mevkisi, özellikle Kuzey Cephesi’nde yaralanan askerlerin toplandığı ana “sevk ve sahra hastanesi” üssüdür. Burada müşahede altında tutulan yaralılardan durumu ağır olanlar, Akbaş Limanı üzerinden hastane gemileri vasıtasıyla payitaht İstanbul’daki tam teşekküllü hastanelere sevk edilmiştir.

YURTSEV YARICI
Rehber, Araştırmacı & Yazar
Bu sayfanın içerik üreticisi Yurtsev Yarıcı, Lisanslı Tur Rehberi ve Savaş Tarihi Uzmanı. Tüm Profil →
