Düzceli Hasan

Çanakkale Savaşı'nda Seddülbahir cephesinde elinde süngülü tüfeğiyle Fransız siperlerine kahramanca hücum eden Düzceli Hasan'ın temsili resmi.

Çanakkale Savaşı 1915 Kerevizdere’de 9 Fransız‘ı süngüsüyle durduran Düzceli Hasan’ın hikayesi. Düzce’den Seddülbahir siperlerine uzanan bu kahramanlığı okuyun.

1915’in yakıcı Haziran sıcağı… Seddülbahir’in tozlu toprakları, barut dumanı ve taze kan kokusuyla ağırlaşmıştı. Fransız topçusunun dövdüğü siperlerde nefes almak bile bir mucizeyken, Kerevizdere’nin yamaçlarında sessiz bir fırtına kopmak üzereydi.

Gökten mermi değil, ölüm yağıyordu. Ancak o daracık siperlerin içinde, Düzce’nin yeşil ormanlarından kopup gelmiş bir yiğit vardı: Düzceli Hasan.

Düzceli Hasan’ın Destansı Mücadelesi

Tüfeğinin mekanizması son bir kez “çıt” etti; mermi bitmişti. Karşısında dalga dalga gelen Fransız sömürge birliklerinin süngü parıltıları görünüyordu. Hasan için artık ne bir geri adım vardı ne de bir tereddüt. Yanındaki arkadaşına sadece bir kez baktı, dudaklarından dökülen tek kelime “Vatan Sağ Olsun…” oldu.

Eline sımsıkı kenetlediği tüfeğinin ucundaki o “ak çelik” parladı. “Allah Allah!” nidası, top seslerini bastıran bir gök gürültüsü gibi siperden fırladı.

Siperlerin İçinde Bir Kasırga

Hasan, siperden bir aslan gibi atıldığında ilk Fransız askeriyle karşı karşıya geldi. Çeliğin kemiğe vurduğu o tok ses duyuldu: Bir!

Toz bulutunun içinde bir gölge gibi hareket ediyordu. Tüfeğini bir asa gibi değil, bir uzvu gibi kullanıyordu. İkinci asker hamle yapamadan yere serildi: İki!

Süngüsü her parlayışında bir can koparıyordu topraktan. Üçüncü, dördüncü, beşinci… Fransız askerlerinin gözlerindeki şaşkınlık, yerini derin bir dehşete bırakmıştı. Karşısındakinin bir fani değil, sanki tarihin derinliklerinden kopup gelmiş bir “Alp” idi.

Altıncı ve yedinciyi aynı hamleyle bertaraf ettiğinde, Hasan’ın üzerine dikilen gözler korkuyla kısıldı. Sekizinci ve dokuzuncu asker, bu devasa iradenin karşısında diz çöktüğünde; Hasan’ın elindeki süngü artık al kana boyanmış, güneşin altında parlayan bir adalet kılıcına dönüşmüştü.

Şehadetin Kanat Sesleri

Dokuz canı toprağa, ruhunu ise göğe mühürleyen Düzceli Hasan, onuncu askere doğru atıldığı sırada, göğsüne bir mermi tanesi misafir oldu. Dizleri üzerine çöktüğünde, yüzünde ne bir acı ne de bir pişmanlık vardı. Gözleri, az önce canını verdiği o kutsal toprağa, Gelibolu’nun sinesine sabitlendi.

Onun bu destansı yürüyüşü, o akşamın karanlığında ceridelere şu notla düşecekti:

“Bir nefer, tek başına dokuz düşman askerini süngüsüyle bertaraf ederek şahadet şerbetini içmiştir.”

Düzceli Hasan, o gün Seddülbahir’de sadece dokuz kişiyi durdurmadı; o, bir milletin pes etmeyeceğini, süngüsünün ucundaki o son nefesiyle tüm dünyaya haykırdı. Bugün Kerevizdere’de rüzgar estiğinde, hala o keskin süngü şakırtısını ve Hasan’ın ölümsüz nidasını duymak mümkündür.

Çanakkale Savaşı hikayeleri, 1915 Gelibolu cephe hatıraları

1915’in İzinde: Gerçek Hikayeleri Keşfedin

Çanakkale Savaşı’nda yaşanan destansı kahramanlıkları, siperlerin ardındaki hüzünlü mektupları ve cephe gerisindeki unutulmaz insan hikayelerini arşivimizden okuyabilirsiniz. Bu eşsiz mirasa ve yaşanmış gerçek anılara tanık olun.

Çanakkale Hikayeleri

Çanakkale Destanını Her Yönüyle Tanıyın

Çanakkale ruhunu yerinde hissetmeye ve Çanakkale Destanı’nı deneyimli rehberlerimizden dinleyerek yaşamaya ne dersiniz? Bu eşsiz tarihi deneyim için özel rehber ve tur paketlerimizi inceleyebilirsiniz.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top