Çanakkale Kanlısırt (Lone Pine) Anzak Hatıra Çamı‘nın hikâyesini keşfedin. Gelibolu’dan Avustralya’ya uzanan bu ağacın sembolik anlamını ve tarihini öğrenin.
Gelibolu’dan Avustralya’ya Giden Kozalağın Hikâyesi
Ağustos 1915‘in sıcakları Gelibolu Yarımadası‘nı kavururken gökyüzünün maviliği neredeyse hiç görünmüyordu. Top sesleri günlerdir susmuyor, her patlamada yükselen toz bulutları güneşi perdeleyerek yarımadayı gri bir karanlığa gömüyordu. Denizden esen rüzgâr bile barut kokusunu dağıtamıyor, siperlerde bekleyen askerler için gündüz ile gece birbirine karışıyordu.
Burası Kanlısırt’tı; toprağın kızıla boyandığı, süngülerin çarpıştığı, iki siper arasındaki mesafenin bir nefes kadar kısaldığı o daracık ölüm hattı. Gökyüzünü boğan kalın barut dumanlarının altında, havada uçuşan şarapnel parçaları ve durmak bilmeyen makineli tüfek ateşleri, hayatı saniyelerle ölçülen bir mucizeye dönüştürmüştü. Toprak, dökülen kanları artık ememiyor; savaşın acımasız yüzü tüm dehşetiyle, göğüs göğüse çarpışan askerlerin gözbebeklerine yansıyordu.
Türk askerleri imkan verdikçe siperlerinin üzerini çam dallarıyla örtmüştü. Bu örtü, yalnızca yukarıdan gelen şarapnel parçalarına karşı bir koruma sağlamıyor, Gelibolu’nun kavurucu yaz güneşinde siperlere gölge vererek askerlerin saatlerce dayanabilmesine de yardımcı oluyordu. O gün bu dalların hangi ağaçtan kesildiğinin hiçbir önemi yoktu. Asker için önemli olan, birkaç nefes daha alabilmekti. Fakat yıllar sonra o dalların arasında saklı duran bir kaç kozalak, savaşın en dokunaklı hikâyelerinden birine dönüşecekti.
Kanlısırt Muharebesi ve İki Kardeş
6 Ağustos’un o ilk, o en şiddetli taarruz dalgasında, saatler süren göğüs göğse çarpışmaların ardından Kanlısırt’taki Türk siperlerinin bir bölümü Avustralyalıların eline geçti. Ancak kazanılan mevziler, geride bırakılan hayatların acısını dindirmeye yetmiyordu. Ele geçirilen siperlerin içi adeta bir mahşer yeriydi. Avustralya İmparatorluk Kuvvetleri’nin 3. Taburundan gencecik bir adam, Onbaşı Benjamin Charles Smith de o kanlı siperlere girenler arasındaydı. O gün, kopan fırtınanın ortasında sadece silah arkadaşlarını değil, canından bir parçayı, öz kardeşi Mark’ı kaybetmişti. Etrafındaki dünya sağır edici bir gürültüyle yıkılırken, Benjamin’in kalbinde açılan yara, mermilerin deştiği Kanlısırt toprağından çok daha derindi.
Gözleri, ele geçirdikleri siperi gölgeleyen ve artık çapraz ateşin ortasında paramparça olmuş o çam dallarına takıldı. Kardeşinin kanının karıştığı bu yabancı topraklardan, o cehennem gününden geriye kalacak somut bir hatıra, bir yadigâr aradı. Ölümün ve çaresizliğin kol gezdiği o siperde, titreyen elleriyle iki küçük kozalak kopardı dallardan. Bu sıradan kozalaklar o an için acı dolu bir savaş hatırasıydı; ancak zamanla yitirilen bir kardeşin, yarım kalan hayallerin ve eve dönemeyen binlerin sessiz feryadının kutsal bir emanetine dönüşecekti. O küçücük tohumlar, dünyaları yakan bu cehennemden sağ çıkarılıp okyanusların ötesine, Yeni Güney Galler’in Inverell kasabasında yüreği evlat acısıyla kavrulan bir anneye, Bayan McMullen’a gönderildi.
Kanlısırt’tan Avustralya’ya Uzanan Hatıra
Zaman, en derin yaraları bile saran o sessiz nehir, kanla yazılan tarihi usulca örttü. Silahlar sustu, siperler kapandı ve Gelibolu o derin, hüzünlü sessizliğine büründü. O sessiz emanet ise, annesinin dinmeyen gözyaşlarıyla sulandığı Avustralya topraklarında filizlendi. Ölümden yaşam, acıdan yeşil bir anıt doğdu. Halep çamı kök salıp gökyüzüne doğru uzandıkça, Kanlısırt’ta toprağa düşenlerin anısı da onun dallarında yeşerdi. O ağaç büyüdükçe, Mark ve onun gibi yitip giden tüm genç fidanların ruhu o yaprakların arasında nefes almaya devam etti.
Takvimler 1990 yılının baharını gösterdiğinde, Çanakkale Boğazı üzerinde bir zamanların o ağır barut kokusu yerini dingin bir bahar rüzgarına bırakmıştı. Savaşın üzerinden tam 75 uzun yıl geçmişti. Ufukta bu kez savaş gemileri yoktu. Saçlarına aklar düşmüş, adımlarını bastonlarına yaslanarak atan o son Anzak gazileri, yaşlı gözler ve titreyen ellerle, bir zamanlar cehennemi yaşadıkları Gelibolu’ya geri döndü. Yanlarında ise paha biçilemez bir hazine taşıyorlardı: 1915’te ölüm kalım savaşı verdikleri o siperlerden hatıra olarak alınan kozalağın, 75 yıl sonra filizlenen bir torunu…
Nisan ayının ılık rüzgarları eserken, o umut fidanı, vakur adımlarla ait olduğu yere, Kanlısırt’ın bağrına dikildi. Toprak, kendisinden koparılan canı, iki milletin ebedi dostluğunu müjdeleyen bir barış elçisi olarak geri almıştı. O gün orada sadece bir ağaç dikilmedi; acıyla yoğrulan tarih, doğanın şefkatli kollarında sonsuz bir merhamete dönüştü.
Bugün rüzgar o yalnız çamın yaprakları arasında ebedi bir ninni söylerken; ağaç kökleriyle geçmişin acılarına, dallarıyla geleceğin umuduna tutunuyor. En acımasız yıkımların ortasında bile, küçücük bir tohumun ölüm tarlalarından sonsuz bir barış ormanı doğurabileceğini tüm dünyaya fısıldıyor.
25 Nisan 1990: Hatıra Çamının Dikilişi
25 Nisan 1990 tarihinde, Gelibolu Çıkarması’nın 75. yıl dönümü anma törenleri kapsamında, Kanlısırt (Lone Pine) Avustralya Anıtı ve Mezarlığı girişine bir Halep çamı (Pinus halepensis) dikildi. Dikim töreni, Avustralya Muharipler Derneği (Returned Services League of Australia – RSL) Ulusal Başkanı Tuğgeneral A. B. Garland AM (RL) tarafından, Gelibolu Harekâtı’na katılmış Avustralyalı gazilerin huzurunda gerçekleştirildi.
Çanakkale Hikayeleri
Çanakkale’nin kutsal topraklarında yaşanmış Çanakkale Hikayelerini destansı bir dilde okumak ve o anlara tanık olmak ister misiniz?
Çanakkale HikayeleriŞehitlik Turu
Kahramanlık destanını adım adım keşfedeceğiniz, özel olarak hazırlanan detaylı Çanakkale Şehitlik turu programlarına göz atın.
Çanakkale Şehitlik TuruUzman Rehberlik
30 yılı aşan saha tecrübesiyle bölgeyi yakından tanıyan profesyonel turist rehberi eşliğinde tarihi doğru kaynaklardan öğrenin.
Çanakkale Tur RehberiSıkça Sorulan Sorular
Kanlısırt Muharebesi sırasında ele geçirilen Türk siperlerinin üzerini örten çam dallarından alınan kozalaklar, Avustralya’ya götürülerek yetiştirildi. Bu ağaçtan elde edilen tohumlardan yetişen bir fidan ise 25 Nisan 1990 tarihinde Kanlısırt’taki Lone Pine Avustralya Anıtı ve Mezarlığı girişine dikilerek Gelibolu’da hayatını kaybeden Avustralyalı askerlerin anısına yaşatıldı.
Türk askerleri, siperlerini şarapnel parçalarına karşı daha güvenli hale getirmek ve Gelibolu’nun kavurucu yaz sıcağında gölge oluşturmak amacıyla üzerlerini kalın kütükler ve çam dallarıyla kapatıyordu.
Kanlısırt’taki hatıra çamı, Gelibolu Harekâtı’nın 75. yıl dönümü kapsamında 25 Nisan 1990 tarihinde, Avustralya Muharipler Derneği Ulusal Başkanı Tuğgeneral A. B. Garland tarafından, Avustralyalı gazilerin huzurunda dikildi.
Hatıra çamı, Gelibolu’da yaşamını yitiren yaklaşık 8.700 Avustralyalı askeri, özellikle de 6-9 Ağustos 1915 tarihleri arasındaki Kanlısırt Muharebesi’nde hayatını kaybedenleri anan yaşayan bir anıttır. Aynı zamanda savaşın ardından gelişen barış ve karşılıklı saygının da sembollerinden biridir.

YURTSEV YARICI
Rehber, Araştırmacı & Yazar
Bu sayfanın içerik üreticisi Yurtsev Yarıcı, Lisanslı Tur Rehberi ve Savaş Tarihi Uzmanı. Tüm Profil →




